|
TÜRKİYE'DE
EKONOMİK GELECEK
Ekonomi
ile astrolojinin ilişkisi insanları en fazla düşündüren konulardan
bir tanesidir. Çünkü insan para kazanmak için dünyaya gelmiş gibi yaşar
ve bu
amacın peşinden tüm yaşamı boyunca koşar. Para ne kadar fazla kazanılsa
da daima eksikliği duyulan tek şeydir ! Aşk ve seks tüm hayat boyunca
sürmez. Oysa, para tutkusu ölüme kadar devam edebilir.
Astroloji
genel olarak talihin yorumunu yapan bir araç olabilir. Doğumdan itibaren
nasıl bir kadere sahip olduğumuzu gösterir. Varlığımızın temel değerlerinden
olan manevi ve maddi tutkuları horoskoptan yorumladığımız gibi basit
bir şekilde el yapısından çıkartabiliriz. Elin işaret parmağı
yüzük parmağından daha uzun yapıdaysa insanın maddi tutkuları güçlüdür.
Yüzük parmağı işaret parmağından daha uzun görünüyorsa onun için
manevi değerler üstündür. Para kazanmak bir amaç değil araç sayılır.
Burada ortaya çıkan durumun bize öğrettiği gerçek şudur : biyolojik
olarak bedenin uzuvlarına kadar etki eden unsur bir yaşam olayıdır ve
bununla birlikte yaşayacağız.
Ekonomik
depremlerin astrolojide yansıması ve daha önceden belirtilerinin
yorumlanması dikkat çeken bir özellik olacaktır. Böylece insanların
önceden önlem alması ve servetlerini korumaları mümkün olacaktır. Firavunun
gördüğü bir rüyanın yorumunu yapan Hz.Yusuf, Mısır'da
yedi sene bolluk ve yedi sene kıtlık olacağını bildirmiştir. Böylece
Mısır gelecekteki zor yıllara karşı kendini koruyacak ekonomik önlemler
almıştır. Borsa ile uğraşan birisi böyle bir olanağa sahip olmak
istemez mi ?
EKONOMİK GERÇEKLERİ
ANLAMAK İNSANI ANLAMAKTIR..
Hafta içinde avukat bir okurum aradı. "Son
yorumunuzda ekonominin iyi gitmediğini yazmışsınız. Oysa dün Tahtakale'de
dövizci arkadaşlarla konuştum. Bundan iyisi olmaz abi dediler !" diye
konuşunca yarım yüzyıl içinde ekonomide yaşananları düşündüm. Türkiye'de
bir zamanlar ayakkabı yerine lastik giyilirdi. Florya Şenlikköy'de yapılan
23 Nisan bayramı kutlamalarında ilkokul arkadaşlarımın kıyafetleri
gözlerimin önüne geldi. Baştayok ayakta yok devirleriydi. Günümüzün çocuklarını böyle giydirmek için
bir tiyatro sahnesinde oyun oynadıklarına inandırmak gerekir..
Amerikan yardımı (!) kırmızı peyniri yemek ve
toz sütten yapılmış tadı ile bizi sütten soğutan karışımı içmek İlkokul'da
günlük görevlerden biriydi ! Protein eksikliğinden dolayı kafaları
çalışmayan doğu ülkelerin halkını Amerikalılar adam etmeye (!) kararlı
gözüküyorlardı. Zamanla her şey değişmeye başladı ve çocukluğumda kuş
uçmaz kervan geçmez tarlalar gün geldi milyon dolarlara satılmaya başladı.
Politika yapmaktan başka hüneri ve itibarı olmayan bir takım insanlar
buralarda kurulan belediyeleri ele geçirip müthiş ranttan ceplerini
doldurmaya başladılar. Politika rüzgarları ne tarafa esiyorsa yelkenlerini
buna göre ayarladılar. Bir zamanlar solcu olanlar zaman geldi sağcı veya
dinci oldular. Eşlerinin kafalarını türbanla sarıp altlarına cipler
çektiler. Florya'da bunların beş milyon dolara basit apartman katlarını
bile satın aldıklarını görür olduk.
Ekonomi, kültür ile yoğrulmuş ve vatandaşlık
haklarını vatanı korumak ve kalkındırmak olarak gören kesimler ile değil
varoşlara dolup vatan topraklarını işgal eden yerliler ile Türkiye'nin
geleceğini parlak gören yabancı sermaye etkisiyle büyümeye ve para bu
kesimlere doğru el değiştirmeye başladı. Zamanı geldiğinde bizi nasıl
köşeye sıkıştıracaklarını çok iyi biliyorlardı. Ellerinde 1915 Ermeni
iddiaları vardı. İstediklerinde PKK zebanilerini kışkırtacaklardı. İçerde
korku ve yılgınlık oluşturan cinayetler planlayacaklardı. Yatırım ve iş
yapmak isteyenlerin karşısına gözü kararmış, para hırsı ile yanıp tutuşan
görevlileri çıkartıp rüşvetlerle onları yıldıracaklardı. Bu tür insanlar o
kadar büyük servetler yaptılar ki, İstanbul'da bir Belediye Başkanının
üzerinde 200 den fazla apartman katı olduğu ortaya çıktı !
Ekonomide oluşan servetler sonunda bir
devinimin (eylemin) maddi doğal sonucudur. Kimse ölürken tek kuruşunu
öteki dünyaya taşıyamaz. O halde ne yaratılıyorsa önemli olan meydana
gelmesidir. Sahip olanlar zaman zaman değişirler. Dünyadaki kavga da bu
paylaşımda adaletin olup olmamasından kopar. Petrolün varili yüz dolara
yaklaşıyor. Petrol ihraç eden ülkelerin elinde müthiş paralar birikiyor.
Bu paralar bir şekilde yine dünya ekonomisine dönecektir. Örneğin Rusya'da
biriken paralar Antalya'da harcanmaya başlayacaktır.
Sonuç olarak ekonomide işlerin iyi gitme
konusu ruhsal bir olgudur. İşi tıkırında olan ve karşısına bir sorun
çıkmayan insan için her şey yolundadır. Başarması gereken bir iş için
rüşvet istenen, olmadık kanuni sorunlar ile boğuşan birisi için Türkiye
batmaktadır ! Ekonomide bunları kavramak ve tablonun tüm detaylarını
incelemek gerekir. Bir öykü anlatılır. Fatih Sultan Mehmet Edirne'de
tebdili kıyafetle bir bakkala girer. Bir kilo bal ve bir kilo tereyağ
satın almak ister. Bakkal bir kilo balı verir ve tereyağı yandaki
komşusundan almasını söyler. Sultan bunun nedeni sorunca bakkal ; "Ben bu
sabahki siftahımı yaptım. Komşum da siftah yapsın" der. Fatihin bu olayı
anlatıp "Böyle bir halkım varken İstanbul'u değil cihanı fethedebilirim."
dediği söylenir. Ekonomi ve eylemleri sadece maddi dünyanın işleri
değildir. Ruhun ve moralin de büyük katkıları vardır.
|