|
CENGİZ
HAN'A BİR ÖZÜR
BORCUMUZ VAR ....
Çocukluğumdan beri tarihe meraklıyım. İlkokula giderken bile
gazetelerde yayımı moda olan tarih eklerini saklardım. Tarihte olanları
okumak bir roman lezzetinden daha fazla bir şey verirdi. İnsanların
tarihten ders almaları gerektiğine inanırdım. Sonra astroloji bana
ders almanın bir işe yaramadığını veya sadece bir avunma olduğunu
öğretti ! Geçmişteki olaylardan ders almak mümkün olsaydı ne
savaş ne de acılar olurdu...
Tarihte beni en fazla etkileyen olay, Harun Reşit devrinde Bin bir Gece
Masalları ile süslenen büyülü Bağdat hayatının çekici atmosferi
ve birden veba salgını gibi çıkan Moğol istilası olmuştu. Moğolları
canavar çekirge sürüsüne benzetmiştim. Hasat olgunluğuna erişmiş
atlas bir yorgan gibi salınan buğday tarlasına saldıran ve başakları
kemirip ortalığı viraneye çeviren bir çekirge sürüsü...
12.Asırda, Cengiz Han'ın torunlarından Hülagu tarafından kuşatılan
ve kısa bir zamanda ele geçirilen Bağdat'ın bir ressamın fırçasından
çıkan kara gün tablosunu bir tarih ansiklopedisinde görmüştüm. Moğol
ordusu surlardan içeri girmiş ve sokak savaşları başlamıştı.
Bir hafta içinde 70.000 insan öldürülmüştü. Viraneye dönen güzelim
Bağdat'ın bir daha belini doğrultması bir kaç yüz yıl aldı. Barış
içinde en uzun zamanı Osmanlı İmparatorluğunda yaşadı Bağdat.
Moğol istilası hakkında daha fazla Batı kaynaklarından alınmış çeşitli
yazılar okumuştum. Doğal olarak Cengiz Han'ı ve Moğolları gerçek
bir terminatör (!) olarak görmeye başlamıştım. Aslında Batılı düşünürler
bir kabileden ortaya çıkan devlete "İmparatorluk" sıfatını
kolayca vermezler ! Koca Asya kıtasında güvenli bir ticaret
yolculuğunu sağlayan Cengiz Han, doğu ile batı arasındaki kültür akımına
da öncülük etmişti. Marco Polo'nun İtalya'dan Pekin'e yaptığı
yolculuğun güvenliğini bu günkü dünya şartları ne yazık ki sağlamıyor
! Demek ki bize tarihi de kitaplar değil yaşadığımız günün şartları
öğretiyor.
Irak - İran savaşı sonunda Cenevre'de barış toplantısı başladığında
önce Bağdat'a ve sonra da yerle bir olmuş Basra'ya gitmiştim. Sağlam
bir bina ayakta kalmamıştı. Savaşın galibi kendilerini gören
Iraklılar karşılarına Amerika çıksa ezip geçeceklerini konuşuyorlardı
! Irak içinde savaş şartlarında yaptığım yolculukta çok
tuhaf olaylar yaşadım.Irak sınırından Türkiye'ye akın akın kaçak Peşmergeler
geliyordu. Güney doğuda bunların kamplarından geçiyorduk ve on yıl
sonra başımıza açılacak belanın tohumları atılıyordu... Hafta
sonunda Türkiye'de yine fidan gibi gençlerimiz bu alçakların hain
pusularında şehit oldular. Amerikan kaynakları da Irak'ta bir iç savaşın
her an başlayacağını ilan etmişlerdi.
Dünya televizyonları Amerika ve müttefiklerinin Irak'ta yaptıkları işkence
ve katliamları yayınlıyorlar. Canlı tarihin gerçeklerinin hemen
ortaya çıktığı bir çağda yaşıyoruz. Cengiz Han ve torunları tüm
Asya'da dirlik ve düzeni sağlamışlardı. Tarih onları suçlamış ve
bunu beynimize kazımak için her şeyi yapmıştı. Cengiz Handan altı
asır sonra uygar (!) Batı Bağdat'ı kan gölüne çevirmişti ve ortaya
çıkan eser katliamlar, tecavüzler, soygunlar, tarihi zenginliklerin
talan edilmesiydi...
Önümüzdeki hafta içinde meclis Lübnan'a Barış gücüne asker göndermek
için hükümetin aldığı kararı görüşmek için toplanacak.
Meclis görüşmesi ve alacağı karar ilginç bir şekilde Türkiye'nin
horoskopunda transit Satürn ile natal Neptün kavuşumuna rastlıyor.
Fidan gibi gençlerine bin dolara mal olan kurşun geçirmez yelekleri
alamayan (!) ve şehit olmalarına neden olan, Güney Doğu sınırlarını
eşkıyadan korumak için tüm kozlarını oynayamayan siyaset, başka bir
ülkenin çocuklarını korumaya soyunuyor ? Bu olayların gökyüzünün
en karanlık kozmik güçlerinin devreye girdiği Ağustos 2006 sürecine
rastlaması da ilginç. Satürn-Neptün kavuşumu sonunda büyük yanılgılar
ve belalar çıkartacak bir hayalin vurgusu olmalı ?
Ortada oynanan oyuna ve oyunculara bakınca içim sıkılıyor. Sizi
bilmem ama, geçmişteki düşüncelerimi elekten geçirince, Cengiz Han'a
ve Moğollara bir özür borcum olduğunu hissediyorum....
|