|
Nazım Hikmet
ve Akıl Tutulmaları
TOPLUMDAKİ AKIL TUTULMALARI TARİH BOYUNCA
PEK ÇOK DÜŞÜNÜR, ŞAİR VE SANATÇININ
KABUSU OLMUŞTUR
Gazetedeki köşe
yazısında Zülfü Livane'li "Bahtiyar Ol Nazım" başlıklı yazısında,
Türkiye'deki duyarlılar ile duyarsızlar arasında eksik olmayan kavgayı
anlatıyor. Bu kavganın en önemli kilometre taşlarından bir tanesinin ünlü
şair Nazım Hikmet olduğunu belirtiyor. Hayatının büyük bir yurtseverin
destanı olduğunu vurguluyor.* Yazının sonuna doğru "Ne olurdu Nazım
bu acıları çekmeseydi, yurduna hasret ölmeseydi" diyerek gerçek bir
trajediyi gündeme yeniden taşımakta. Bu yazının 1 Mayıs kutlamalarında (!)
Taksim olaylarının ardından yazılması toplumdaki akıl tutulmalarının bazen
ne kadar zararlar verdiğini yeniden hatırlatıyor. Bu gün yöneticilerin ve
polisin olaylara bakışı ile Nazım'ın zamanındaki bakışları arasında hiç
bir fark yoktur.
GERÇEK KİŞİLİĞİ VE YETENEĞİ
HOROSKOPLAR GÖSTERİR
Nazım Hikmet'in
hayatını incelemek ve o zamanın Türkiye'si ile anlatmayı başarmak çok zor
bir sanattır. Toplumun üzerindeki polis korkusunu hissettirmek için
Polonyalı ünlü yönetmen Kieslowski'nin dekalog filmleri gibi onlarca eser
yaratmak gerekir. Amerika'da ünlülerin korkusu olan senatör McCarthy orada
ne kabuslar yaşatmışsa bunları anlamak gerekir ! Böyle duyguları ülkelere
göre ayırmak da yanlıştır. Akıl sapması her yerde vardır. Ama bazı yer ve
zamanda daha zulüm verici ve yıkıcı olmaktadır.
Akıl sapması çok kere
çıkarlar ile ilgilidir. Sadece resmi makamlarda olduğu söylenemez.
Bürokrasi ile sermaye el ele verip ülkeyi hallaç pamuğu gibi atabilirler.
Güllük'de denizi dolduran iş adamına izin veren düzen böyle kurulur.
Bunlar Nazım Hikmet gibi bir yurtseveri onlarca yıl zindanlarda çürütürler
ve 60 yaşında ölmesine neden olurlar ama kaçırdıkları ana kızın
ırzına geçen ve öldüren sapıkları 5 sene sonra salıverirler. Marmara
denizin çevresinde tesis kuran ve limanlar yapan iş adamları denizleri
doldurmuş ve doğanın yapısını değiştirmişlerdir. Bir kooperatif deniz
kenarında iki metrelik beton döktü diye milyarlarca lira para cezası
verilmiştir. Hukuk ve adalet olmayan her toplum yavaş yavaş çürür ve bir
gün gelir tarihe karışır.
Nazım Hikmet'in nasıl
bir insan olduğunu konuşuyoruz, araştırıyoruz. Onun peşine düşen ve
amirlerine raporlar yazan polislerden birinin bile adını biliyor musunuz ?
Onu dava eden savcıları, hüküm veren yargıçları hangi ülkenin kayıtlarında
veya medyasında görebilirsiniz ? Bu gün de gelecekte tarih olunca adı her
gün geçen ve kendisini çok önemli insan sananlar da unutulup gidecektir.
Kimse onların nasıl birer insan olduğunu konuşmayacaktır. Sadece "Kötüler"
sayfasında yer alacaklardır. Böyle insanları anlamak için bize sunulmuş en
yararlı araç hala horoskop olmakta devam ediyor. İyi ve kötü, merhametli
ile acımasız ve karanlık ile aydınlık arasındaki farkı yansıtan daha
parlak başka bir araç yoktur !

Ünlü şair Nazım Hikmet
20 Kasım 1901 tarihinde Selanik'te dünyaya gelmiştir. Serüven, sanat, aşk
ve zulüm dolu yaşamı 3 Haziran 1963 günü Moskova'da noktalanmıştır.
Yaşamının en güzel yıllarını soruşturmalarda, mahkemelerde ve zindanlarda
geçirmiştir. Düşüncenin top, tüfek ve tanklarla donatılmış bir ordu kadar
tehlikeli olduğunu düşünen ve vatanı çok sevdikleri iddiasında (!) olan
bazı insanlar yurtsever şaire "vatan haini" demiş ve vatandaşlıktan
çıkartmışlardır. Nazım Hikmet'i tanımak ve anlamak için astrolojiden
yardım isteyelim.
Yanda Nazım Hikmet'in
Batı tipi doğum horoskopu görülmektedir. Yükselen burçta Aslan ve Başak
etkisi göze çarpmaktadır. İlerlemiş yaşına rağmen çok gür olan saçları,
heybetli fiziği ve köşeli çenesi ile yüzü bu durumu doğrulamaktadır.
Horoskopta 12.evin (Yengeç) yöneticisi zararlı 8.evde yerleşerek
tutuklanmaları ve hapis hayatını belirtmektedir. Bu horoskopun en önemli
noktası Ay Düğümleri düzleminin Kuzey ucunun (Rahu) yerleştiği
Başucu-Ayakucu eksenidir. Horoskopta 4.ev çizgisi "Vicdan ekseni"dir. Onun
son derece vicdanlı, iyi yürekli ve cesur olduğunu görüyoruz. Burada
ruhsal olarak tek sorun akrep burcundaki yerleşimi ile kıskançlık
vermesidir. Aşk ve romantik ilişkiler evinde (5.ev) yerleşen ve
"gruplaşma" (stellium) yapan gezegenler yaşadığı romantik serüvenleri
açıklamaktadır. Nazım kadınlarını çok kıskandığını yazmıştır. "Çanak tipi"
horoskopun "kulp" gezegeni "Neptün" olup 3.evdeki Merkür ile üçgen (trine)
görünüm yapmaktadır. İşte ünlü şairin kendini dünyaya anlatma şekli budur.
Müthiş coşkulu bir hayal gücü ve anlatım yeteneği ! O vatanına bağlıdır ve
vicdanlıdır. Yükselen yöneticisi Güneş 4.evde (vatan) yerleşmiştir ve
hayatının her gününde vatan hasreti çekmiştir. Güneş ile Yükselen
arasındaki kare açı vatandan kopmayı ve günün birinde kalp krizinden
yaşama veda etmeyi işaret etmektedir.
Aşağıda Nazım Hikmet'in
Vedic (Hint) Doğum (Rashi) ve Gezegen Güçleri (Navamsa) horoskopları
verilmiştir.
|
BALIK
8.Ev
|
KOÇ
9.Ev
KETU
|
BOĞA
10.Ev
|
İKİZLER
11.Ev
|
BALIK
12.Ev
|
KOÇ
Yük.Burç
1.Ev
RAHU
|
BOĞA
2.Ev
AY MARS
|
İKİZLER
3.Ev
|
|
KOVA
7.Ev
AY
|
Doğum Haritası
Rashi
Nazım Hikmet
|
YENGEÇ
12.Ev
|
KOVA
11.Ev
MERKÜR
|
Navamsa Haritası
|
YENGEÇ
4.Ev
|
|
OĞLAK
6.Ev
|
ASLAN
Yük.Burç
1.Ev
|
OĞLAK
10.Ev
|
ASLAN
5.Ev
GÜNEŞ
|
|
YAY
5.Ev
MAR JÜP VEN SAT
|
AKREP
4.Ev
GÜNEŞ
|
TERAZİ
3.Ev
MERKÜR
RAHU
|
BAŞAK
2.Ev
|
YAY
9.Ev
|
AKREP
8.Ev
|
TERAZİ
7.Ev
VENÜS
SAT KETU
|
BAŞAK
6.Ev
JÜPİTER
|
|
|
Doğumdaki Dasa : Jüpiter Yaşam
Sonu Dasa : Venüs
Yukarıda görülen Vedic
horoskoplarında göze çarpan özellikleri açıklıyoruz ;
1) Rashi horoskopunda
tüm gezegenler Ay Düğümleri içinde kalmıştır. Böylece ortaya "Kala Sarpa
Yoga" çıkmaktadır. Bu Yoga insana dünya çapında bir şöhret ama çok zorlu
bir yaşam verebilir. Rashi ve Navamsa haritalarında Düğümler ters olarak
aynı evlerdedir. Bu da ünlü olmanın işaretidir. Ayrıca Karmik Kontrol
Gezegenleri olan Mars ve Venüs aynı evde (5-Yay) yerleşmiştir. Mars aynı
zamanda "Yogakaraka" gezegendir. Neden bu kadar çok serüven ve değişken
bir yaşam sahibi olmuştur sorusunun yanıtıdır.
2) Çocuk evi Yay'da
gezegen gruplaşması olduğu halde neden fazla sayıda çocuk dünyaya
gelmemiştir ? Çocuk temsilcisi Jüpiter burada Mars ve Satürn arasında
"sıkıştırılmış" (hemmed) gezegendir. Satürn çocuk sayısını kısıtlamıştır.
26 Ocak 1951 yılında doğan çocuk erkektir. 5.Ev erkeksi yay
burcundadır. Bu sırada transit Jüpiter kova burcundan geçmekte ve Ay
Yükselene (Chandra Lagna) 5. ev (İkizler) ile görünüm yapmaktadır. Yaşanan
Dasa Ketu olup Jüpiter ile Ketu arasında görünüm vardır.
3) 3.evde (Terazi)
yerleşen Merkür yaşamı edebiyat, yayın ve kitaplardan kazanmayı gösterir.
3.Ev yöneticisi Venüs 5.evde Satürn ile birliktedir. Bu yerleşim de sanat
yeteneklerini işaret eder. 3.evdeki Merkür Rahu ile birlikte olduğundan
yalan, sahtekarlık, resmi organlar ve kişiler ile bunların
düşmanlıklarından zarar görmeyi açıklar.
4) Rashi'de karma evi
olan 5.evde burcun yöneticisi Jüpiter vardır. Yaşama çok iyi bir karma ile
geldiğini anlıyoruz. Ayrıca Yükselen yöneticisinin yerleştiği 4.ev (Akrep)
"kendini anlama ve ebedi özgürlük" yani "Moksha" evidir. Ruhani bir yerdir
ve haritadaki değeri yükselmiştir. Yöneticisi Mars da "yogakaraka"
gezegendir. Şu halde karşımızda karması iyi ve ahlaklı bir kişilik vardır.
5) Evlilik evi olan
7.evde (Kova) yerleşen Ay yaşam alanının bereketli olduğunu
göstermektedir. Gerçekten ünlü şairin yaşamına pek çok kadın girmiştir.
Ancak Ay burada 12.ev yöneticisi olduğundan kadınlara fazla mutluluk
verdiği söylenemez. Zaten Nazım Hikmet şöyle yazmıştır* :
"Sevdiğim kadınları
deli gibi kıskandım
Şu kadarcık haset
etmedim Şarlo'ya bile
Aldattım
kadınlarımı,
Konuşmadım
arkasından dostlarımın.."
6) Nazım Hikmet 3
Haziran 1963 tarihinde kalp krizinden Moskova'da öldüğünde Venüs Dasa
içindeydi. Venüs Rashi haritasında Satürn ve Güneş arasında
sıkıştırılmış gezegendir. Aynı zamanda Navamsa haritasında 2.ev (Boğa) ve
7.ev (Terazi) yöneticisi olarak "Maraka" gezegendir. Ölüm tarihinde
transit Satürn Oğlak burcunun son derecesinde (29.46) olup
"Sadesati" başlamıştır. T.Satürn Yükselen Burç ile görünüme başlamıştır.
Nazım Hikmet akıl
tutulmalarından yaşamda çok çeken sanatçılardan bir tanesidir. Çok büyük
bir şairdir. Kozmik düzen her zaman böyle yetenekleri insanlara sunmaz.
Onların karmik görevleri vardır ve Ay Düğümleri Düzlemi bu olguyu
anlayanlara açıklamaktadır.
Dalkavukluk ve
yalakalık için karmik bir özellik gerekmez. Bunlardan o kadar çok var ki,
yaşamın kirliliğini oluşturuyorlar...
(*) Vatan Gazetesi - 04
Mayıs 2008
(*) Otobiyografi
(Berlin 1961)
|