|
Kader üzerinde
felsefeler..
DOGMATİK
FELSEFELERİN ÖZÜNDE SORGUSUZ İNANÇ VARDIR.
SORGULAMA BAŞLAYINCA ORTAYA KARGAŞA VE KAOS
ÇIKABİLİR !
Gazetedeki köşe yazısında
Süleyman Ateş* "Kaderle ilgili rivayetler" başlığı altında özetle şunları
anlatıyor : "Allah, kainat olaylarını programlamış, bunların zamanlarını
tespit etmiştir. Allahın ezeli hüküm ve takdirinin tersi olamaz. İnsan
bunu böyle bilirse başına gelen olayın neden olduğuna, olmayan olayın
neden olmadığına üzülmez... Böyle yapılmıştır ki insanlar ; Neden rızkım
böyle azaldı, neden yağmur yağmadı, niçin şu sıkıntı başıma geldi, neden
şu derde yakalandım deyip bunalımlara düşmesin." Kader, Allah'ın ezeli
ilmi, planıdır.
Sayın Ateş inançlı bir insan
olarak kaderin varlığını kabul ediyor ama bunun aklımıza getireceği
soruları bertaraf etmek üzere kaderin seçilmiş ve planlanmış gelecek
olduğunu ileri sürüyor. Oysa horoskop kimliğimizi, nasıl donatıldığımızı
ve gelecekte neler yaşayacağımız net olarak gösteren özel işaretler
taşıyor. Mimarlık bilgisi sağlam ve güzel binalar yapılmasını sağlıyor.
Tıp bilgisi zayıflayan sağlığımızı onarmakta işe yarıyor. Astroloji
bilgisi de kaderi yorumluyor. Geleceği analiz etmemize olanak veriyor. O
halde horoskop taslağının akıl tarafından ortaya konulmasında dogmatik bir
neden olmalı ! İnançlı bir insanın kaderi kabul etmesinin yanında
astroloji biliminin neden aklımız tarafından geliştirildiğini düşünmesi
gerekir ve bu da kader koyucunun bir amacı olduğunu göstermez mi ?
Horoskop taslağının binlerce
yıllık geçmişi var. Sümer'lerden kalan tabletlerde görülüyor. Didim'deki
Apollon tapınağında zemin mermerleri üzerinde çizilmiş ve evlere bölünmüş
çemberler de aslında birer horoskopa benziyorlar. Tapınak İyonya'nın en
ünlü kehanet merkezlerinden biriydi. Geçmişte geleceği öğrenmek için
insanların izledikleri yolda bazen ne kadar özgür fikirli ve modern
görüşlü olduklarını bazen de ne kadar bağnaz davrandıklarını görüyoruz.
Geleceği didikleyen pek çok insanın cadı diye yakılması veya engizisyon
mahkemelerinde işkencelerden geçmesi gözümüzü korkutabilir. İşte yeniden
bağnazlık ve radikal dogmatizm güçleniyor. Geleceği araştırmak bir gün
yeniden suç sayılabilir ?
Başbakan Tayyip beyin Vedic
Rashi horoskopunda transit Satürn aslan burcundan ve Natal Ay'a göre
10.evden geçiyor. Satürn burada kariyer evini, 2.evi (sağ göz) ve 12. evi
(sol göz) etkiliyor. Natal Ay'a göre köşe evde olan T.Satürn aynı
zamanda "Sadesati" adı verilen kaos zamanını gösteriyor. Bunun
negatif tetiklemesi ile diğer sorunlar da daha güçlü olarak ortaya
çıkıyorlar. Bu etkilerin yorumu şöyle yapılır : Hastalık,sinir bozukluğu,
verimsiz çatışmalar, aile sorunları ve uyumsuzlukları, mutsuz bir yuva atmosferi,
sağlık bozukluğu ve ruhsal dalgalanmalar.
Medyada Başbakanın aile yaşamını
yansıtan bilgiler olmadığından buradaki yorumlar tuhaf karşılanabilir.
Oysa bundan iki hafta önce Başbakanı evinde ziyaret eden kayınbiraderi ile
eşinin bulunduğu ortamda bir aile konusundan ortaya çıkan tartışma Tayyip
beyi o kadar sinirlendirir ki, "Hepinizin Allah cezasını versin.. Ben
nelerle uğraşıyorum sizler neleri tartışıyorsunuz" diye parlar.Bu olaydan
bir süre sonra Emine hanım gazetecilere şöyle bir açıklama yapmıştı : "Çok
gerginiz. Maddi ve manevi zorlu bir süreçten geçiyoruz". Şimdi gelin
de gezegenlerin kaderi tetiklemediğini iddia etmeyin !
Türkiye için dışarıda
yeniden "Hasta adam" benzetmeleri yapılıyor. Moral olarak gergin, kaos
kokan ve dağınık bir ruh halinde ülke. Türkiye'nin horoskopunda transit
Satürn "saklı süreç" adı verilen "sübjektif" evlerden geçiyor. Bir süre
sonra Satürn Ay Düğümleri düzleminde olacak. İşte astrolojik veriler böyle
zamanlarda dengenin oluşmasının mucizelere bile bağlı olmadığını
gösteriyor. Mucize denen beklenmedik durumun aslında planlı bir gelecek
olayı olduğuna inansak bile işimiz kaderin merhametine kaldı demektir !
Şimdi, Sayın Ateş'e göre zor zamanların sabırla geçmesini beklemek ve daha
kötüsü de olabilirdi diye direnç göstermek gerekiyor. Bunu yaparken neden
geleceği gösteren bazı ilimler ve araçlar olduğunu düşünmenin zararı ne ?
Neden kaderi hazırlayan güç nasıl ve ne zaman olacağını öğrenmemizi
istemiş olabilir ? Aslında çözülmesi gereken büyük sır budur. Sorgulama
başlarsa kaos büyür ve akıllar karışır diye düşünenler varsa neden planlı
bir gelecek olduğunu bir kere daha araştırmaya başlasınlar. Zaman ve mekan
olmayan evrende planlı bir gelecek veya kaderin anlamı olamaz. Dogmatik
felsefelerin özünde sorgusuz inanç vardır diyerek düşünceye
duvar örmekle kaoslar ne yazık ki sona ermiyor..
(*) Vatan Gazetesi - 24 Mayıs 2008
|