KOZMOS  ADALETİ  VEYA  İLAHİ   ADALET  

 

 

Aslında evrende adalet veya hukuk kavramını insan bilinci icat etmiştir !  Büyük patlama ile ortaya çıkan kozmos gezegeni zamanla yaşama uygun şartlar ve özellikler ile donatılınca ortaya çıkan et oburlar ile ot oburlar gerçek dünya adaletinin güç ve zekaya bağlı olacağını ortaya koymuşlardı. Sadece ot oburlar yaşasaydı bile gene güç savaşlarının ortaya çıkacağına şüphe yok. O zamanda erkeklerin dişilere sahip olma zamanında, yani cinsel kızışma zamanında kıyasıya savaşlar olacaktı. Dinazorlar ile ilgili animasyon ve filmlerde böyle hayali olaylar işlenmektedir. Bunların hepsini hayali saymak da yanlış tabi. Bulunan fosillerin civarındaki  yeryüzü şekli ve kalıntılar yapılan mücadelenin izlerini göstermektedir.

 

Gerçek adaleti olmayan ve hukukun tanınmadığı bir yaradılış (veya oluş) görülmektedir. Son zamanlarda ilk insanlar ile bağdaşık bazı iddialar da ortaya atıldı. Meğer mağara adamı eşcinsel hayatı yaşadığı gibi grup seks yapan bir erotizm düşkünü de olabilirmiş ? Şu halde adalet düşüncesi akla gelmeden önce şehvet zevklerinin yanında sadece karnını doyurma güdüsü vardı. Hukuk fikrinin doğması için toplu yaşamanın başlaması ve mülkiyet kavramının belirmesi gerekiyor. İnsanların kafalarında kendiliğinden akıp giden ve karın doyurma ile şehvete bağlı bir yaşam tarzının adalet fikrini uyandırması gerçek olamaz. Mülkiyet ve miras gibi konular başta olmak üzere ticaretin başlaması hukuk gereğini ortaya çıkartıyor. O halde adalet ve hukuk insanların icat ettikleri ve çoğunlukla  yüzlerine gözlerine bulaştırdıkları bir kördüğüm sanatı sayılabilir.

 

Adalet güçlünün yanındadır gibi kavramlar neden ortaya çıktı ? Eğer kozmos adaleti veya ilahi adalet gibi olgular gerçek olsaydı adalet sadece haklının yanında olurdu. Toplum dinci ve inanmış gibi gözüküyor ama insanlar yanılıyorlar. Din artık bir tavır veya sosyal statü seçimi gibi kullanılıyor. Adeta futbol maçlarındaki taraflar gibi birbirlerini tanımakta ve rakip bellemekte yararlanıyorlar. Başında türban olan bir kadın kafasını soğuktan korumak veya saçlarını derli toplu tutmak veya modaya göre hoş görünmek için yapmıyor bunu. O bir takımın formasını taşımaktan zevk alıyor sanki ! Sonunda toplumlar bölünüyor ve ekonomik yaşamda derin yaralar açacak maceralara doğru yelken açıyorlar. Gerçek bir adalet, yani gökyüzü yasalarının koruduğu ve sonunda gerçekleşeceğine kanıt olan bir adalet olsaydı dünyanın geleceği daha aydınlık ve huzurlu olurdu. Böyle bir adalet olsaydı gökyüzü yasaları astrolojik olarak horoskoplara yansırdı. Örneğin haksız yere birinin canını yakan insanın aynı anda canını yakacak biyolojik bir düzen daha Tanrısal bir yaradılış sayılabilirdi.

 

Büyük sanayi şirketlerinden bir tanesi kanunsuz işler yapıyor ve kaçakçılık yaparak da ülkeyi soyuyor. Çalışanlardan biri bu durumu ortaya çıkartıp şirketi dava ediyor Dava sırasında şahit gösterilenlerin hepsi de şirkette görevli elemanlar. Ortaya çıkarttıkları her yazılı delil sonradan düzmece hazırlanmış. Genel müdür, fabrika müdürü, Halkla ilişkiler müdürü ve diğer çalışanlar oturup gerçek olmayan evraklar hazırlamışlar. Bunların çoğunluğu da Üniversite mezunu, çoluk çocuğa karışmış ve toplumda dıştan bakıldığında "adam" sayılan kişiler. Davayı açan kişiye karşı bireysel bir husumetleri yok. Genel müdürün elinde  onları işten atma gibi bir silahı var !

 

 Durumu mesleki bir incelikle ve ortaya konulan kanıtlar ile kavrayan Hakim hanım duruşmalarda tavrını ortaya koymaya başlıyor. Bunun da çaresi bulunuyor. Mahkemenin  bulunduğu ilçede ünlü bir Mafya babası var. Bir süre önce tek oğlunun kurşunlanıp öldürüldüğü mafya babası hakime öğütte (!) bulunuyor. Son duruşmada hakim davayı şirkete kazandırıyor. Ama, vicdanı rahat değil ki davacı ile konuşup davayı temyiz etmesini  öğütlüyor. Bununla şunu demek istiyor. Onların kolu buraya erişti ve benim yanlı karar vermemi sağladı. Ankara'da belki eşit şartlar içinde olabilirsin .

 

İşte Türkiye bu ! İş adamı-politikacı-mafya ilişkileri, mağara adamının karnını doyurma ve cinsel hazlar peşinde olan içgüdüsel yaşamından elli bin sene sonra yatlar, katlar, arabalar ve metresler ile donatılmış modern (!) yaşamındaki tüm değer yargılarını alt üst ediyorlar.  İşini kaybetmemek için mahkemede yalan yere şahitlik eden din ve Tanrı tanımaz üniversite mezunu yöneticiler ve teknisyenler geçerli tek hukukun güç olduğunu beyinlerine kazımışlar. Artık dünyanın hakimi ve Tanrısı para olduğundan Kozmos adaletinin tek kuralı; " var olmak için her şeyi yapacaksın " kuralı imparatorluk günlerini yaşıyor. Bu kuralın dışında yaşayan bir avuç Don Kişot'lar yel değirmenlerine doğru at sürmekte direniyorlar...

 


Astrogündem konusu hakkında Okurlarımızın görüşleri :

 

Merhaba Yücel Bey,
            Size uzun zamandır yazamıyordum ama bu gün ki yazınızda o kadar haklısınız ki..
            Tıp ahlakıyla uğraşınca ahlakın temelleri  ana konum oldu. Ahlakın evrimi araştırma konum. İnsanlar ve hayvanlar arasında ahlaksal açıdan biyolojik bakımdan ortak noktalar var mı? Okuduğum çalışmalara göre pek çok ortak nokta var farkı ise insanın acı ve haz hissine sahip olması diye belirtenler var. Bir kısmı bu hislerden hayvanlarda da var ama insanlar ayırdına varabiliyor diyor. Farkında olma hali var yani. Toplu yaşayan canlıların bir arada yaşamasını sağlayan en önemli özelliği özgeciliği olması. Yani hiçbir karşılık beklemeden içinde bulunduğu topluluğun bireyine, o bireyin yararına davranması. Türlere özgü de olabiliyor sosyal durumu artıkça ya da evrimleştikçe özgeci davrandığı tür sayısı artıyor. ne kadar az evrimleşmişse o kadar dar sınırlar içinde kalıyor..


             Özgeci davranışın kökenini araştırdıklarında değişik teoriler ortaya atmışlar en rağbette olanlardan birisi oyun teorisi  Bir arada yaşayan tüm canlılar için bu kuralı uygulayabiliyorlar. İnsanlar için bazı kompleks durumları açıklamasa da o kadar da yanlış olmayan bir teori. Bu teoriye göre birey sonuçta kazanmayı düşünür. Matematikçi dahi  Nash'ın bulduğu bu oyun teorisine göre birey bencildir ve ne kadar uzağı gören kurgu yaparsa sonuçta o kadar kazanır. Karşısındakinin kazanması bireyin kazanmasıdır.  Kısa vadede düşünürse bir süre sonra yok olmaya mahkum olacaktır. Birey içinde
yaşadığı toplumun devamını sağladığı müddetçe sağ kalacağını bilir. Yani bir serçe grubun içine dahil olup topluluğa yaklaşan avcıyı görüp çığlık attığı zaman topluluğu koruduğunda kendi hayatını da koruduğunun farkındadır.


             Öğrenilerek aktarıldığı konusunda çalışmalar var. Bencil birey bencilliği sayesinde içinde bulunduğu topluluğun sürekliliğini sağlar. Genler içinde aynı çalışma yapılmıştır. Organizmanın devamını sağlayacak genler hayatta kalır.
Bencil insan eğer sadece kendi çıkarını kısa vadelik düşünüyorsa tek hamlede kendini en üst duruma getirir ama bir süre sonra kendisinin içinde olacağı toplum kendi yanlış hareketlerinden dolayı yok olacaktır. Hakim korkmuş kısa vadeli düşünmüş, kendi çocuğu kendi geleceği ama içinde yaşanılan toplumun geleceğini göz ardı etmiş. Hakimi korkutan da kısa vadeli düşünmüş, kendi bulundukları noktada devamlılığı zedelemişlerdir. Bu tür bireylerin olduğu toplum ne yazık ki Nash'ın denklemine göre kaybeden taraf olacak. Biyolojik araştırmalara göre de evrimleşmemiş özgeci olmayan bireyler olacaklardır. Ve onlar kendi gelişmemiş bencillikleri yüzünden hepimize zarar verecekler.


              Saygılarımla.  (Kimliği saklı bir okurumuz)