|
300
SPARTALI....
Son
yıllarda tarihi filmler moda oldu. Sinema teknolojinin görsel olanaklarını
geliştirip bilgisayar hünerleri ile donatınca her film sahnesi bir şölene
dönüşüyor. Bir de tarihi deforme etmeseler, yani gerçekleri değiştirmeseler
kitap okumayan neslin kültür edinme aracı olabilirler ! Örneğin,
"300 Spartalı" filminde Heredot tarihi ile kazananlar daima
haklıdır düşünce kalıbı içinde istedikleri gibi oynamışlar ?
Yunanistan'ı işgal etmek üzere bir milyon kişilik ordusu ile yola
koyulan Pers kralı Serkes (Xerkes) Çanakkale boğazına gemileri yan
yana dizerek yaptırdığı köprü ile geçmiştir. Boğaza hakim bir
tepeden ordusunun muhteşem manzarasını seyreden kral ağlamaya başlar.
Yanındakiler şaşkınlık içinde neden ağladığını sorarlar. Kral
şöyle yanıt verir : "Bu muhteşem orduyu oluşturan insanların
en fazla elli yıl sonra birisi bile hayatta olmayacak.. Her şeydeki bu
geçiciliğe ağlıyorum"
Tahran'da
devrik şahın sarayını müze yapmışlardı. Savaş sırasında müzeyi
gezerken eski Pers imparatorluğu zamanında yaşayan her sınıftan insanın
mumdan birer heykelini görmüştüm.. 300 Spartalı filminde gerek Pers
kralını gerekse askerlerini palyaço kıyafetinde gösteren Amerikan görgüsünü
(!) müzeden aklımda kalanlar ile daha iyi anlamaya başladım. O muazzam
orduyu durduran Yunanlılar da, Yunanistan'ı işgal etmek için gelen
Persler de en fazla 50 yıl içinde dünyada göçüp gittiler. Sonsuza
kadar yaşayacaklarını sanan zamane insanları da en fazla 50 yıl içinde
öteki dünyada olacaklar... O halde Pers kralının göz yaşlarının
manasını daha iyi anlamalıyız !
300
Spartalı filminde aslında tarihi bir gerçek anlatılıyor. Heredot
tarihinden alınan bir öykü var ortada. Bu konuda Amerikanın İran'a
yapacağı saldırı için dünyada sempati toplaması için bir proje
olduğu konuşuluyor. Irak savaşında Saddam'ın cehennem silahlarından
bahsetmişlerdi. İran için daha farklı bir uygulama geliştiriyor
olabilirler ? Buradan bize çıkan ders şu olmalı ; yaşadığımız coğrafyada
yakın bir zamanda kıyamet kopabilir ve yine seyirci mi olacağız yoksa
ateş bizi de saracak mı ? Bir zamanlar "Gece yarısı
Ekspresi" adlı filmle Türkiye'nin başını iyice ağrıtan
bazı insanlar Kıbrıs konusunda yaptırımlar için bazı çevrelere
kozlar vermişti. Geçenlerde YouTube sitesinde "Midnight
Express" başlığı altında izlenen videoda olayın baş kahramanı
öyküsünün fazla abartıldığını anlatıyordu. Demek ki,
birileri durmadan altımızı oymaya uğraşıyor !
Pers
ordusu ile Sparta arasındaki savaş öyküsü bana neden Teos'da yaşamaktan
keyif aldığımı bir kez daha açıkladı. Persler tüm İyonya kent
devletlerini işgal ederken Teos'da büyük bir ordu tarafından kuşatılmıştı.
Persler uzun süre kenti ele geçiremediler. Sonunda surların önünde taşıma
toprak yığarak set yapmaya başladır. Toprak yığını giderek yükselmeye
başladı.Teos'un önünde iki şık kalmıştı. Düşmana teslim
olacaklar veya Teos'dan ayrılacaklardı. Bir gece taşıyabildikleri eşyalarını
gemilerine yüklediler ve kenti terk ettiler. Düşmana teslim olmayan ve
evlerini terk ederek başka bir coğrafyaya göç eden iki İyonya kenti
vardır. Bir tanesi Foça diğeri Teos'dur.
Arada
bir Teos'da Pantenon'un bulunduğu tepeye çıkar ve yukarıdan kenti
seyrederim. Orada tam iki bin yıllık tarih uyumaktadır. İçlerinde
hayatın sonu gelmeyecek gibi dünyevi amaçların peşinde koşan,
ihtiras ve tutkuların elinde esir olmuş kim bilir kaç insan yaşamıştır
? Yine de düşmana esir olmak yerine her şeyini geride bırakıp
yeni bir hayata başlamayı göze almışlardı. Günümüze dönersek
aylardan beri içinde yaşadığımız politik kaoslar ne kadar önemli gözüküyor...Bu
gün Cumhurbaşkanı olmak için yanıp tutuşan insanlardan başlayıp
belirsizliği körükleyen medya ile geleceği büyük bir iştahla
sezmeye çalışan iş dünyasına kadar tüm insanların en fazla elli yıl
sonra bu dünyada olmayacaklarını acaba kaç tanesi düşünüyor
? Geleceği görmemizi sağlayan gücün amacını yaşayarak öğreniyoruz...
|