|
"Karamanya" adlı eserinde Ege ve
Akdeniz sahillerini inceleyen ve haritalarını çizen İngiliz Amiral Francis
Beaufort öncelikle denizcilerin tanıdığı bir bilim adamıdır. Karamanya
adlı eserinde Finike ile ilgili bölümünde 1812 yılındaki
durumuyla ilgili şöyle bir açıklama yer alır : "
Akıntılar dağlardan kum ve çakılı taşımakta ve dışardan kırılan dalgalar
çakıl taşlarını sürüklemekte, bunları getirip bir duvar gibi yığmaktadır."
Bunun anlamı Finike limanı sığ olduğundan ancak su çekimi (derinliği) bir kaç metre
olan tekneler girebilir. 1812 Yılındaki durum 1983 yılında da aynıydı.
Denize akan akarsuyun taşıdığı taş, toprak ve kum limanın girişinde
yığılıyordu. Şimdi bu durumun astroloji olayı ile ilişkisini merak eden
okurlar merak içinde olabilirler ! Doğanın hazırladığı bu durum benim
özel bir talihle para kazanmamı sağlamıştı.
1983 Yılının başında iş yerime
gelen denizci bir dostum Libya'ya elma ihraç edecek bir tüccar ile
tanıştırmıştı. Elma taşımak üzere Norveç'ten 3 tane soğuk ambarlı (frigo)
gemiler kiraladık. Gemiler Elmalı'da bahçelerden aynı gün toplanan
ve kamyonlarla taşınan yüklerini Antalya limanından
yüklüyordu. Birinci geminin yükünü alıp gitmesinden sonra 2.gemi de
yüklenmiş ve yola çıkmıştı. Sıra üçüncü gemideydi ve tonaj olarak 3
kat daha büyük bir gemi kiralanmıştı. Elmaları ihraç eden ve Libya'da
Kaddafi ailesi ile yakınlığı olan tüccar 3.gemi Türkiye'ye gelmeden
benimle görüşmek istemişti. O zamanların en ünlü oteli olan Talya otelde
oturduk. Gelen büyük geminin Antalya limanında yükleme yapması, yol
uzunluğu, liman masrafları vs ile oldukça yüksek bir rakam tutuyordu.
Gemiyi Antalya yerine Finike limanından yüklemek daha avantajlıydı. Ancak
Finike limanına böyle büyük bir geminin girmesi imkansızdı. Bunu 1812
yılında Beaufort bile görmüş ve kitabında yazmıştı. Elma
tüccarı bana bir teklifte bulundu. "Bu gemiyi Finike limanına sokar ve
oradan yüklenmesini sağlayabilirsen sana açıktan yüz bin dolar öderim"
dedi. Bu parayı geminin bundan sonraki seferleri için yaptığı hesaplara
göre teklif etmişti. Gemiyi Finike limanına sokmak ve rıhtıma yanaştırmak
yani Kılavuz Kaptanlık görevini de ben yapacaktım.
Arabama atladım ve Finike'ye
gittim. Balıkçı barınağından bir balıkçı teknesi kiraladım. Derinlik
ölçmek için kendim yaptığım bir iskandili yanıma alarak denize açıldım.
Motoru kullanan balıkçıya liman girişinden itibaren dalgakıran ağzından
başlayarak beni gezdireceği yerleri tarif ettim. Amacım bir liman haritası
hazırlamaktı. Motor belirttiğim plana göre ağır yolda dolaşıyordu. Ben de
deniz derinliklerini ölçüyor ve hazırladığım haritaya kaydediyordum. 1812
yıllarında Amiral Beaufort belki de limanda benim gibi
dolaşmıştı. Karamanya adlı kitapta İngiliz Denizci burada başına gelen bir
olayı şöyle anlatır : "Bazı heykelleri inceleyen ve resimleri çizen Mr.
Cockerell'e kalabalıktan biri şöyle haykırmıştı :İmansızları buraya çeken
bu dinsiz putlarsa bir daha bulamayacaklar. Zira gittikten sonra hepsini
parçalayacağım. " Burada put denen şeyler İyon uygarlığından kalma
eserlerdir. Halkımızın heykellere olan düşmanlığı ve bazı heykelleri
"ucube" diye yıktırması yeni bir olay değildir !
Finike limanında deniz dibini
ölçerken ilginç bir durum saptadım. Mendirek yanında denize akan ırmak
suları denizin bir kısmını kumlarla doldurmuştu ama mendirek ucunda
bir bölge akıntı nedeniyle derin kalmıştı. Manevra kabiliyeti yüksek olan
bir gemiyi mendirek ucunda döndürüp limana sokmak ve rıhtıma yanaştırmak
mümkün olabilirdi. Gemi kaptanına mesaj gönderip Finike açıklarına
gelmesini istedik. Norveç bayraklı yeni ve mükemmel bir frigo gemiydi. Bir
motorla gemiye gidip Kaptan köşküne çıktım ve kaptana durumu açıkladım.
Yapacağımız manevrayı açıkladım. Böyle gemi için bir sorun olmayacaktı
çünkü çift pervaneli, baş tarafında pruva pervanesi olan feribot tipinde
bir tekneydi. Bu gemiyi olduğu yerde 360 derece döndürmek bile mümkündü.
Planladığım gibi Finike limanına mendireğe adeta sürünür gibi girdik ve
rıhtıma yanaştık. Rıhtımda bekleyen elma dolu kamyonların şöförleri ve
yüzlerce yükleme işçisi geminin aborda olması sırasında sevinçten
bağırıyorlardı. Çünkü burada ilk defa bu kadar büyük bir gemi rıhtıma
yanaşmıştı ve yükleme yapacaktı. Bu da çevre halkı için para kazanmak
demekti. Finike limanı resimlerine bakarsak sadece küçük yat ve motorların
bağlandığı bir yer görebiliriz. O gün 120 metre boyunda bir yük gemisinin
yanaşması gerçekten olay olmuştu.
Başardığım işin karşılığını elma
tüccarı hemen bir çek yazarak aynı gün bana ödemişti. Bu sırada hiç
unutmayacağım bir de konuşma yaptı : "Bazen paranın hiç önemi yoktur.
İnsan yaşadığı böyle bir macerayı hayatı boyunca unutmaz.." İşte
size astrolojik ispatı olan bir deniz öyküsü anlattım. Olayı yaşadığım
sırada T.Jüpiter, T.Satürn ve yaşanan Dasa olumlu olmasaydı 1812 yılında
Amiral Beaufort gibi kararlı bir şekilde bu limana derin gemiler yanaşamaz
diyerek Finike'den ayrılacaktım ! Sonuç olarak talihin güzel zamanlarını
nasıl keyifle yaşıyorsak zor ve kötü zamanlarını da sabırla karşılamak
gerekmektedir.
|